Hikayelerim

PUSU(BÖLÜM 10)

Anahtar Kelime

Göktürk içeri girdi. Direk anlatmaya başladı.
‘’Komutanım, saatlerdir üzerinde çalışıyorum. Dosyaları tek tek inceledim. Operasyonları her ayrıntısı ile inceledim. Operasyonlarda her ihtimali değerlendirdim. Ama bir sonuca varamadım. Yalnız…’’
Göktürk söyleyeceklerinin üst tarafı rahatsız edeceğini bildiği için burada biraz durdu. Fedai,
‘’Evet. Yalnız?’’
‘’Komutanım, şüphelerinizde haklısınız. Birileri bizi satmış. Bu operasyonlardan kurtulmanın tek yolu atacağımız adımın bilinmesidir. ‘’
‘’Peki Göktürk, önerin nedir? Bizi satan kişi ya da kişileri nasıl bulacağız.’’
‘’Komutanım siz değil ben bulacağım.’’
‘’Nasıl yani tek başına mı hareket edeceksin?’’
‘’Evet komutanım. Bu konuda üstlerle ayrıntılı konuşmak istiyorum. Şimdiden özür dileyerek söylüyorum ama satan ya da satanlar üstlerden bile olabilir.’’
Fedai bunu duyunca Göktürk’e hızlıca bir yumruk indirdi.
‘’Biz senden satanları bul diyoruz. Sen tutmuş bu oluşumun en büyük isimlerini 9 yıldızı suçluyorsun. Bu kabul edilemez. Saatini, yüzüğünü çıkar.’’
Göktürk yumruğun etkisi ile patlayan dudağına aldırış bile etmeden,
‘’Komutanım beni dinleyin. Üstlerim sadece bir dinlesin. Ondan sonra kafama sıkın isterseniz.’’
‘’Daha fazla konuşma Göktürk, saatini ve yüzüğünü çıkar.’’
Bu sırada Fedai’nin telefonuna bir mesaj geldi. Fedai mesajı okudu.
‘’Burada bekle, geldiğimde saatini ve yüzüğünü çıkarmış ol.’’
‘’Emredersiniz komutanım.’’
Fedai hareket merkezinden çıktı. Göktürk masaya oturdu ve elinde ki saati ve yüzüğü çıkardı. Bütün umudu, heyecanı yerle bir oldu. Henüz daha hizmet etmemişken bu şekilde infazını kabul edemiyordu. Artık Ayça’yı da göremeyecekti. Bu tür düşünceler arasında yarım saat geçmişti. Fedai tekrar odaya girdi. Göktürk ayağa kalktı.
 ‘’Üstler oy birliği ile senin düşüncene katılıyor ve bu görevi sana veriyor. Saatini ve yüzüğünü tak.
 Onlar şu an seni dinliyor. Cevaplarını bana mesaj olarak bildirecekler. Konuşmaya başlayabilirsin.’’
Göktürk, Fedai’nin böyle konuşmasına çok şaşırmıştı. Hemen saatini ve yüzüğü taktı.
‘’Sağ olun komutanım. Sayın üstlerim, komutanlarım  öncelikle bana bu görevi verdiğiniz içim teşekkür ederim. Komutanımın bana ilk anlattığından beri aklıma çok takıldı. Dosyayı inceledim. Operasyonları tekrar tekrar gözden geçirdim. Eksik bir nokta bulamadım. Her şey en ayrıntısına kadar düşünülmüş. Bir tanesi şanstır derim ama bu kadar art ardına aksilik olmasını düşünmek yalnızca çocuk masallarında geçer. Bizi satanın kim olduğunu kestiremediğimiz için bu işin araştırılmasında kimse tarafından takip edilmek, izlenmek veya dinlenmek istemiyorum. Daha doğrusu olması gereken bu olduğunu düşünüyorum. Bu süreçte siz üstlerimi dahi araştıracağım, inceleyeceğim. Lütfen beni yanlış anlamayın. Bu konuya açıklık getirsem de getirmesem de sizler hakkında sahip olduğum bilgiler yüzünden infazımın gerçekleşeceğini biliyorum ama madem devlete ve millete hizmet ediyoruz o zaman burayı korumamız gerekecek. Bu uğurda baş alıp baş vermeye hazırım.’’
Göktürk konuşmasını bitirdi. Fedai, Göktürk’ün bu konuşmasını onaylamış gibi gözlerini kırptı. İkisi de sabırsızlıkla gelecek cevabı bekliyordu. Aradan kısa bir zaman geçti. Ve beklenen mesaj geldi. Fedai seslice okumaya başladı.
‘’Bak Göktürk, düşüncelerin de haklı olabildiğin gibi haksız da olabilirsin. Sen şu an resmen bizleri dahi suçluyorsun. Elindeki yüzüğün simgesine bakarsan orada 9 tane yıldız gözükür. TUĞ her zaman 9 yıldızla yönetildi ve korundu. Eğer ki yaptığın suçlamanı bizlere kanıtlı bir şekilde suçluları teslim etmezsen sen başta olmak üzere Ayça da ölür. Elbet ki senin gibi genç ve fikirleri taze olan birisine direk güvenmeyeceğiz. Bu işte Fedai ile birliktesin. Kimse sizi takip etmeyecek, izlemeyecek. İkinizin odasının elektrik tesisatını yeniden döşeyin. Ana hatla alakası olmasın. Bizlere ne zaman bir bilgi aktaracak olsanız bu odaya gelip ulaşın. Onun dışında size kimse ulaşmayacak. İkinizde her türlü yetkiye sahipsiniz. Fedai’nin bilgisayarına 9 yıldız ve TUĞ hakkında ayrıntılı dosyayı gönderdik. Şimdiden gazanız mübarek olsun.’’
Göktürk ve Fedai birbirlerine baktı. Önce Fedai, daha sonra Göktürk,
‘’Emredersiniz komutanım!’’ dediler.
Fedai Göktürk’e bakıp,
‘’Evet Göktürk gel bakalım. Sana çok güveniyordum ama daha buraya geldiğin ilk günden ortalığı böyle karıştıracağını düşünmemiştim’’ dedi ve beraber Fedai’nin özel odasına geçtiler.
‘’Komutanım dosyaları alalım bizi kimsenin izleyemeyeceği ve dinleyemeyeceği bir yere geçelim.’’
‘’Orasını bana bırak, bildiğim bir yer var.’’
Fedai ve Göktürk bilgisayardan dosyaları aktardılar. Fedai bilgisayarı kapatıyordu ki;
‘’Komutanım bir dakika. Buranın kamera takip sisteminin haritasını bulabilir misiniz?’’
‘’Ben biliyorum zaten Göktürk.’’
‘’Komutanım eminim sizin de bilmediğiniz kameralar vardır.’’
Fedai bir düşündü Göktürk haklı olabilirdi. Dosyaları karıştırıp, kameraların haritasını buldu. Biraz inceledi ve bilmediği yerlerde kamera olduğunu görünce Göktürk’e bakıp,
‘’Haklı çıktın. Bana 10 saniye ver saatlerimize aktarmam gerek.’’
Göktürk yalnızca kafasını salladı. Fedai saatlere aktarımı yaptıktan sonra ayağa kalktı ve Göktürk’le birlikte yürümeye başladı. Hareket merkezinden çıktıklarında Fedai bütün kameraları kapattı. Göktürk kendi odasına doğru gidiyordu ki Fedai kolundan tuttu.
‘’Bekle Göktürk oradan gideceğimizi tahmin edeceklerdir, oradan gitmeyelim.’’
Fedai bunu söyledikten sonra işaret parmağı ile tavanda ki havalandırma deliğini gösterdi. Fedai Göktürk’ün omzuna basıp ilk o çıktı. Daha sonra Göktürk’e elini uzattı onu da yukarı çekti. Havalandırma yolu dar olduğu için sürüne sürüne hareket ediyorlardı. Önde Fedai arkasında Göktürk ağır hareketlerle çıkışa doğru gidiyorlardı. Bir süre ilerledikten sonra havalandırma yolunun çıkışından dışarı çıktılar. Üzerleri biraz toz olmuştu. Elleriyle temizlemeye çalıştılar.  Fedai bu dağlık orman da ağaçların arasında yürüyor hiç konuşmuyordu. Sessizliği bozan Göktürk oldu,
‘’Komutanım bir soru sorabilir miyim? ‘’
‘’Nereye gittiğimizi mi soracaksın?’’
‘’Hayır komutanım. Aklıma takılan büyük bir soru. TUĞ hakkında çok şey öğrendim. Ama bir türlü şu an ki üssün neresi olduğunu öğrenemedim. Bu dağları bir yerden tanıyorum ama bir türlü çıkaramadım. Şu an neredeyiz?’’
Fedai baktı gülümsedi.
‘’Sana orda 3,5 yıl ne öğrettiler aslanım. O zaman şöyle anlatayım. Derler ki Hz.Yafes buralara yerleşti. En büyük oğlunun adı  da Türk’tü. İşte bu yüzden Türk burada başladıysa burada kurtulacaktır. Şimdi anladın mı neresi olduğunu?’’
‘’Anladım komutanım. Hayaliyle yandığımız Tanrı Dağları’ndayız. ‘’
‘’Evet Tanrı Dağları… Türk milletini kurtarmamak için kullandığımız giriş kapısı…O zaman acele et de bir an önce gidip dönelim. Yokluğumuz fark edilmeden.’’
‘’Emredersiniz komutanım.’’
Fedai ve Göktürk hızlı adımlarla ilerliyordu. İleri de bir boş bir araç gördüler. Birlikte araca bindiler. Aracı Fedai kullandı. Araç hareket etmesinden yaklaşık 5 dakika sonra bir gölün yanında durdu. Göktürk,
‘’Sanırım burası da Cengiz Aytmatov’un beslendiği, Kaşgarlı Mahmut’un söylediği Türk Gölü yani Issık Gölü olmalı.’’
‘’Evet Göktürk ta kendisi. Burada bizi kimse dinleyemez, bulamaz.’’
Fedai şöyle uzun uzun göle baktı.
‘’Ne zaman yorulduğumu hissetsem buraya gelirim. Aytmatov’a kitaplar yazdıran göl benim de yorgunluğumu alıyor. Sanki bizi burası koruyormuş gibi hissediyorum.’’
‘’Doğrudur komutanım. Keşke başımızda ihanet gibi bir bela olmasa da buraya yalnız gezmeye gelmiş olsak.’’
‘’Evet keşke… Daha sonra gezmeye de geliriz. Hele şu işi halledelim de…’’
‘’Emredersiniz komutanım.’’
Fedai çantasından çıkardığı tableti açtı. Dosyaları tablete aktardı. Ve incelemeye başladılar. Öncelikli olarak TUĞ’un 9 yıldızını incelediler. Onlar hakkında her türlü bilgiyi tek tek incelediler. Göktürk’ün dikkatini çeken bir ayrıntı olmuştu.
‘’Komutanım bu 9 yıldızın neden çocuğu olmamış ve evlenmemişler?’’
‘’Bu TUĞ’un kuralıdır. Onları bu dünyaya bağlayacak ülkülerinden başka bir şeyleri olmamalıdır. Eğer zaaf noktaları olursa bu onları ve yapıyı ele verdirebilir.’’
Göktürk aradığı anahtar kelimeyi bulmuştu.
‘’İşte aradığımı cevap komutanım. Eğer ki 9 yıldızın bir ihaneti varsa zaafına yenik düştüler. Adamların dosyalarına bakılırsa zaafları yok. O zaman tek bir ihtimal kalıyor. Birinin ya da bir kaçının bilinmedik bir yerde çocukları veya eşleri olabilir.’’
‘’Göktürk bu senin söylediğin imkansız, iyice saçmalıyorsun. Oradan bir şey çıkmaz.’’
‘’Komutanım bana ve hislerime güvenin aradığımız cevap burada. ‘’
‘’Hadi diyelim ki öyle bir şey var. Nasıl bulacağız? Aslında biz baştan sona hata yapıyoruz. Bizleri yetiştiren adamları araştırıyoruz. Onlar her türlü şeyi hesaplar, her şeyi bilir. Belki burada bile bizi dinliyorlar.’’
‘’Dinleyebilir mi komutanım? Hani dinleyemezler demiştiniz?
‘’Aman sinirden dedim. Burayı dinlemelerini tek bir yolu vardı onu da geçen yıl engelledim. Ama şu an konumuz bu değil, işine odaklan Göktürk.”
‘’Emredersiniz komutanım. Şimdi biz bunların bir çocukları varsa eşleri varsa nasıl ulaşabiliriz onu düşünmemiz lazım komutanım.’’
‘’Bu iddiayı ortaya atan sensin, çözümü de sen bul.’’
Fedai ayağa kalktı.
‘’Hadi gidelim yokluğumuz fark edilmeden. ‘’
Göktürk’te ayağa kalktı, araca doğru yürümeye başladılar.
‘’Komutanım odalarımızın, görüntülenme ve dinlenme sorununu çözeceğiz?’’
‘’O işi bana bırak. Her odanın ayrı sigortaları var. Biz sigortaları kapatacağız, kabloları keseceğiz. Son olarak da elimizde ki kamera haritasında ki tüm kameraları kıracağız. Daha sonra büyük bir bobin kullanarak elektrik üreteceğiz. ‘’
‘’Tamamdır komutanım.’’
Bu sırada araca bindiler ve hareket ettiler.
‘’Ha Göktürk bu arada sakın elektronik bir cihazla benle konuşma. Mümkün olduğunca buraya gelmeden hiç konuşma.’’
‘’Emredersiniz komutanım.’’
‘’İyice düşün bakalım, tezin doğruysa bunun için çocuklarını veya eşlerini bulmamız gerekecek.’’
‘’Emredersiniz komutanım. ‘’
Göktürk ve Fedai, aracı ilk aldıkları yere götürdüler. Hızlı adımlarla tekrardan havalandırma kapağına geldiler. Havalandırma yolundan geçip hareket merkezinin kapısının önüne geldiler. Göktürk kendi odasına, Fedai ise hareket merkezine gitti.
Reklamlar

Kategoriler:Hikayelerim

Tagged as:

1 reply »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s