Hikayelerim

PUSU(Bölüm 9)

Aradan 3,5 yıl geçti ve Göktürk eğitimini başarı ile tamamladı. Dönüş vakti gelmişti. En son eğitim aldığı yer güney kutbunda bir üsttü. Kendisini götürecek araç geldi, araca bindi. 3,5 yılda TUĞ hakkında yeterince bilgiye ulaşmıştı. İlk başta ki bütün şüpheleri ve sorunları tamamen gitmiş, TUĞ’un devletin ve milletin lehine bir kurum olduğuna kanaat getirdi. Ayça’nın emaneti olan bilekliği sağ bileğindeydi. Ona kavuşmanın heyecanı içinde yolculuk başladı. Kendisini her alanda geliştirmişti. Ama asla gelişmeye doymuyordu. Çantasından yeni aldığı kitabı çıkardı, okumaya başladı.
Yarım saat sonra Göktürk merkez üsse geldi. Aşağı indiğinde kendisini karşılamaya kimsenin gelmemesine şaşırdı. Aslında kimseyi beklemiyordu ama Ayça belki gelir diyordu. Her ne kadar gelmesini istese de bu yapı bu tür duygusal olaylara karşı idi.
Aşağı indiğinde, bir nöbetçi tarafından odasına götürüldü. Odasında eşyalarını değiştirirken kitaplıktan bir ses duydu. Elini silaha attığı anda kitaplık açıldı ve Fedai içeri girdi Bu sırada Göktürk çoktan namlusunu Fedai’ye doğrultmuştu. İçeri Fedai girince hemen hazır ola geçti. Ve kendisini savunma ihtiyacı hissetti.
‘’Komutanım özür dilerim. Ses gelince her ihtimale…’’
Henüz sözlerini bitirmemişti ki Fedai araya girdi. Gülümser bir şekilde,
‘’Sorun yok Göktürk. Eğer namlunu doğrultmasaydın 3,5 yıl da geri geldiğin gibi gönderirdim’’ dedi.
‘’ Sağ olun komutanım.’’
Fedai, Göktürk’e yaklaştı tokalaşmak için elini uzattı.
‘’Hoş geldin Göktürk’’
Göktürk,
‘’Sağ olun komutanım’’ diyerek elini uzattı.
‘’Bize karşı şüphen ya da sorun var mı Göktürk?’’
‘’Cevabı bildiğinize eminim komutanım.’’
‘’Öncelikle rahata geç. Uzun uzun konuşmamız gerekecek.’’
‘’Emredersiniz’’
‘’Gel beni takip et sakin bir yere gitmemiz gerekiyor.’’
Göktürk ve Fedai kitaplığın arkasında ki merdivenden indi. Onların arkasından kitaplık tekrar eski haline geldi. Bir süre yürüdüler. Bir yerde durdular. Fedai önce parmağını duvara dokundurdu. Daha sonra açılan bölmeye gözünü tuttu ve kapı açıldı. Burası büyük bir odaydı. Özenle dizayn edilmiş, kitaplar ve resimlerle dolu bir oda.
‘’Evet Göktürk burası bizim harekat merkezimiz. Ben ve üstlerim kararları burada alırız. ‘’
Göktürk etrafı seyretti. Her köşeyi hafızasına saniyeler içinde kaydetti.
‘’Komutanım benim burada olmamam gerekmez mi?’’
‘’Normal de evet.’’
‘’Anormal olan nedir komutanım?’’
‘’Onu biz de bilmiyoruz. Sen bulacaksın. ‘’
‘’Emredersiniz komutanım ama daha fazla ayrıntıya ihtiyacım var.’’
Göktürk bu konuşmadan sonra can kulağı ile Fedai’yi dinlemeye başladı.
‘’Bak Göktürk, burada işler sarpa sarmaya başladı. Birileri hep bizden bir adım önde. Deşifre olma ihtimalimiz yüksek. İçimizde birileri bizi satmış olabilir. Ne zaman bir operasyon düzenlesek sürekli elimizde patlıyor. Kerkük’te, İngiltere’de, Hatay’da, New York’ta, Paris’te sürekli başarısız olduk. Artık bir şeyler kesindi ki biri bizim adımlarımızı biliyor ve öncesinden adım atıyor. Bu operasyonu sen, ben ve üstlerimiz biliyor. Kimseye bahsetmeyeceksin. Herkesten şüphe duyacaksın. Ayça dahil olmak üzere bu görevden kimsenin haberi olmayacak.’’
‘’Emredersiniz komutanım. Bir sorum olacak. Bana neden güveniyorsunuz? Aradığınız hain ben olabilirim. ‘’
‘’Çünkü senin satmamak için çok özel bir sebebin var. Ayça…’’
Göktür bir süre sessiz kaldı.
‘’Anladım komutanım. Bana daha fazla bilgi verirseniz araştırmaya başlayabilirim. ‘’
Fedai elinde ki şifreli dosyayı Göktürk’e verdi.
‘’Şifresini biliyorsun zaten.’’
‘’Evet komutanım. İzninizle ben odama geçip çalışmalara başlayım. Durum sandığınız gibi ise vakit çok dar olabilir.’’
‘’Tamam Göktürk. Şimdi gidebilirsin.’’
Göktürk tam çıkıyordu ki, Fedai saatinde ki ekrana baktı.
‘’Ha bu arada yaklaşık 2 dakika sonra odan da misafirin olacak,  acele etsen iyi olur.’’
Göktürk hızla çıktı ve koşmaya başladı.
Merdivenlerden tekrar çıktığında önünde dümdüz duvarı gördü. Etrafta açabilecek bir düğme gibi bir şey aradı ama bulamadı. Tekrar geriye koştu. Fedai’nin parmak izi okuttuğu yere geldiğinde duvarı yumrukladı. Birkaç saniye sonra Fedai kapıyı açtı.
‘’ Çok yavaşsın Göktürk’’ dedi ve eline bir tane saat verdi.
‘’Saatle istediğin kapıyı açabilirsin. Hızlıca gitmen gerek 1 dakikadan az zamanın kaldı.’’
Göktürk,
‘’Emredersiniz komutanım’’ diyip hızlıca koştu.
Kapının önüne geldi ve saatin ekranına dokundu. Kapı açıldı.
Tekrar saatin ekranına dokundu, kitaplık eski haline geldi.
Tam bu sırada kapı çaldı. Göktürk,
‘’İçeri girebilirsiniz’’ dedi.
Kapı açılınca karşısında Ayça’yı gördü. İkisi de birbirlerine koşup sarıldılar. Ayça,
‘’Çok özledim seni’’ dedi.
‘’Bende seni çok özledim. Her gün bu anın hayaliyle çalıştım.’’
‘’Evet biliyorum, yoksa o eğitimden 3,5 yılda çıkman çok zordu.’’
Göktürk ve Ayça ayrıldılar. Ayça, Göktürk’ün elinde dosyayı görünce,
‘’ Bu nedir ?’’ dedi.
Göktürk bir an heyecanlandı.
‘’Ha bu mu ? Öylesine. Eğitimim hakkında ki komutanım raporları, Fedai’ye bırakmam gerek.’’
‘’Rapor mu? Bize böyle bir şey daha önce verilmedi.’’
‘’Bilmiyorum artık, özel şifre ile verdiler. Fedai’ye iletmemi söylediler.’’
‘’Belki de senin eğitimin erken bittiğine dair rapordur. Daha önce eğitimi erken bitirebilen olmadığı için böyle bir şey duymamıştım.’’
‘’Evet olabilir. Neyse Ayça’m sen naptın, nasılsın?’’
‘’Nasıl olayım aynı. Bu ara operasyonlardan olumlu sonuç alamıyoruz. Alamadığımız gibi bazı arkadaşlarımızı da kaybettik. Ona canım sıkılıyor, yoksa onun dışında iyiyim.’’
Göktürk hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi yaptı.
‘’Nasıl yani? Operasyonlar da başarısız mı olunuyor? Yeterince hazırlık yapılmıyor mu?’’
‘’Aslında fazlasıyla hazırlık yapılıyor. Ama olumlu sonuç alamıyoruz. Sanki birileri bizim adımlarımızı önceden karşı tarafa haber ediyor ve onlarda hep bizden bir adım önde oluyor.’’
‘’Bizim operasyonlarımızı kim haber edebilir ki? Bence eksik bir şeyler yapılıyor o yüzden. Yoksa burada herkes özel eğitimlerden geçen, özel seçilen kişiler değil mi?’’
‘’Haklısın da işte insan düşünmüyor değil. Lütfen kendine dikkat et.’’
‘’Merak etme bir şey olacağını sanmam. Hem yukarısı kimin ne olduğunu ne yaptığını iyi biliyor ve takip ediyor.’’
‘’Haklısın sanırım. Biraz canım sıkıldığından kendimi boşluğa kaptırdım. Benim şimdi gitmem gerekiyor. Yapmam gereken işler var.’’
‘’Tamamdır Ayça’m. Ben de yerleşeyim.’’
Ayça, Göktürk’e tekrar sarıldı.
‘’Tekrardan hoş geldin’’ dedi ve gitti.
Göktürk, Ayça ile konuşmasını garipsedi. Henüz yeni gelmişken halini hatırını sormadan sanki ağzını aradı gitti. Ya da gerçekten bu duruma canı çok sıkılıyordu. İlk fırsatta içini döktü.
Göktürk eşyalarını yerleştirmeden masasına oturup dosyayı açtı. Tek tek dosyaları inceledi. Üzerinde saatlerce düşündü. Vakit geceye yaklaşmıştı. Sanki bir şey bulmuş gibi hızlıca kalktı. Kitaplığının önüne geldi kapıyı açtı. Zaman kaybetmek istemiyormuş gibi hızlı adımlarla Fedai’ye doğru gitti. Hareket merkezinin kapısının önüne geldiğinde saate tıkladı, kapı açıldı. Fedai gerçekten haklıydı, bu saat her kapıyı açıyordu.
Fedai ayakta Göktürk’ü bekliyordu. 
Reklamlar

Kategoriler:Hikayelerim

Tagged as:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s