Hikayelerim

Yolculuk Vakti(Pusu Bölüm 8)

Göktürk elinde kitapla sırtını duvara yaslamış ve uyuya kalmıştı. Kapının vurulması ile uyandı. Kapıyı açtığında karşısında Tuğrul vardı.

‘’Hadi gidelim Göktürk’’ dedi.
Göktürk elini yüzünü yıkadı, buraya geldiğinden beri ilk defa saçına ayna da baktı. Tuğrul birlikte gittiler. Aynı masa da akşam yemeği hazır olmuştu. Fedai yine masanın başında oturmuştu. Hiç kimseden ses çıkmadan yemeği yediler. Fedai konuşmaya başladı.
‘’Evet beyler, artık buraya alıştığınızı düşünüyorum. Daha önce de belirttiğim gibi sizleri hazırlayacağız ve sizler dünyanın belki de her ülkesinde görevleriniz olacak. Her şeyden önce bizim kim olduğumuzu, kime hizmet etmeniz gerektiğini bilmeniz gerek.
Bizler Hun Devleti’nden tutun Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar tüm Türk devletlerinden var olmuş bir yapıyız. Kurucumuz Başbuğ Atilla’dır.  Atilla Avrupa’yı, Roma’yı kontrol altına alabilmek, milletinin düşüncelerini öğrenmek için bir gizli yapı kurdu. Önce eğittiler sonra, göreve gönderdiler.’’
Tam bu sırada Osman atladı.
‘’Yani casus yetiştirdi.’’
‘’Aynen öyle oldu. Bu yapı daha sonra günümüze dek ulaştı. Tabi ki sadece casusluk değil, devletin her kademesinde yerleştirilmiş, sokakta dilencisi, serhatta komutan, mühendis, doktor… Aklınıza hangi tür meslek geliyorsa hepsinden yetiştirilmiştir.
Adımıza gelecek olursak… Adımız, ‘’Tuğ’’. Bizlerde Tuğ askerleriyiz. Gittiğimiz yere milletimizin, tuğunu dikeriz.’’
Bir süre sessizlik oldu. Bu sefer soruyu soran Selçuk’tu.
‘’Peki, bu yapının en üst kademesi siz misiniz?’’
Fedai cevap vermek için elini havaya kaldırdı ki Göktürk atladı.
‘’Yoldan geçen üç kişiye tutup da en üst kişiyi göstermezler.’’
Fedai bu cevaba önce gülümsedi, sonra ciddi tavrını alıp,
‘’Göktürk hem haklısın, hem haksızsın. Ayrıca sen askerliği çabuk unutmuşsun, lafımı bir daha bölme. İstersen Mehmet komutanını hatırla’’ dedi.
Bunu duyan Göktürk bir an geçmişi gitti, geldi. ‘’Anlaşıldı’’ dercesine kafa salladı.
‘’Evet Selçuk Göktürk’ün haklı yanı ben en üst seviye kişi değilim. Üstteki kişi daha doğrusu kişiler şimdilik sizi pek ilgilendirmiyor. Göktürk’ün haksız yanı ise sizler yoldan geçen üç kişiye göre daha zeki, daha eğitimli, daha sportif ve daha yalnızsınız. ‘’
Göktürk içinden,
‘’Duygularımızı mı ölçüyor, sabrımızı mı ölçüyor bir anlamadım. Bu adamı sevmedim, sanırım sevemeyeceğim de…’’ diye düşündü.
‘’ Şimdi Kur’an, bayrak ve silah üzerine yemin edeceğiz.’’
Tuğrul masaya 17 Türk devletinin armaları işlenmiş kumaş bir bayrak koydu. Üzerine Kur’an-ı Kerim’i sardı. Ve belinden üzerinde ‘’ Allah bizimledir’’ yazısı işlenmiş bıçağını Kur’an’ın üzerine koydu. Fedai elini bıçağın üzerine koydu, ardından sırası ile Tuğrul, Doğan ve Göktuğ koydu. Daha sonra Osman, Selçuk koydu. Göktürk terrüddüt etti ama o da elini koydu. Fedai yemine başladı. Her durduğunda diğerleri tekrar etti.
‘’ Yüce Allah ve Türk milleti şahidim olsun.
Bundan sonra çıktığım yolda,
devletim,
milletim,
dinim için çalışacağım.
Bildiklerimi anlatmayacağım.
Gördüklerimi söylemeyeceğim.
Hayatımın sonuna kadar,
Tuğ’un emri altında
Türk-İslam’a hizmet edeceğim.
Satanlardan olmayacağım,
Kaçanlardan olmayacağım,
Başaracağım,
Başaracağım,
Başaracağım.
Allah Türk’ü korusun ve yüceltsin.’’
Yemin bittikten sonra hep bir ağızdan ‘’Amin’’ dediler.

//pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});



‘’Evet beyler ilk dersiniz buydu. Bundan sonra uzun bir süre görüşemeyeceğiz. Diğer derslerinizi başka yerlerde alacaksınız. Dersleriniz bittikten sonra tekrar buraya geleceksiniz.’’
‘’ Bu uzun süre ne kadar olacak ve nereye gideceğiz? ‘’ dedi Selçuk.
‘’4 yıl eğitim alacaksınız. Geri döndüğünüzde hepiniz daha çok kaslı, daha az yağlı olacaksınız. İngilizce, Çince, Rusça ana diliniz gibi olacak. Dövüş sporları, silah kullanımı ustası olacaksınız. Edebiyat, Tarih, Hukuk, Siyaset, Felsefe ve Matematik başlıca dersleriniz olacak. Daha fazlasını gidince öğreneceksiniz.’’
4 yılı duyan Göktürk’ün içi burkuldu. Ayça’dan ayrı kalacaktı. Bir daha görememek korkusu sordu ama ne yazık ki ne bunu diyebilecek ne de belli edebilecekti.
‘’Şimdi herkes odasına gitsin. Eşyasını alsın, yukarı da görüşürüz ‘’  dedi Fedai.
Göktürk ağır adımlarla odasına gittiğinde yatağa oturdu. Ne yapacağını bilmez bir halde Ayça’yı düşünüyordu. Tam bu sırada Ayça içeri girdi. Göktürk’ü o halde görünce yanına oturdu.
‘’ Kalk Göktürk kendini toparlamalısın. Ben seni burada bekliyor olacağım.’’
Ayça’ya kızgınlığı geçmemiş olan Göktürk,
‘’İstersen bekleme. Senin için dönmeyeceğim, eğer doğru söylüyorlarsa memleketime hizmet etmek için döneceğim’’ dedi ve kalktı. Eşyalarını toplarken Ayça, bileğinde duran bilekliği çıkardı. Göktürk’ün avcuna koydu. Göktürk bilekliğe baktı gözleri doldu.
‘’Bu benim sana aldığım bileklik…’’ diyebildi sadece. Bu sefer kendini tutamadı ve göz yaşı yanağından çenesine doğru yavaşça süzüldü. Ayça Göktürk’e sarılıp,
‘’Ben hala aynı Ayça’yım. Hala seni seviyorum. Şimdi gitmem gerek unutma seni burada bekliyor olacağım. O bileklikle geri dön’’ dedi ve çıktı gitti. Göktürk ne yapacağını bilemez halde sadece bilekliğe bakıp kaldı. Eşyalarını topladı, odadan çıktı. Aklı hala Ayça’daydı. Dışarı çıktığında geldikleri araç bekliyordu. Yanında Göktürk hariç herkes vardı. Göktürk gidiyordu ki Fedai yanına yaklaştı. Bir saat verdi.
‘’Bak Göktürk, anlıyorum seni. Bu saatle istediğin zaman Ayça’ya ulaşabileceksin. Eğitimini başarıyla tamamla ve dön. Memleketin sana ihtiyacı var, Ayça’nın da…’’
Göktürk saate baktı.
‘’Teşekkür ederim Fedai. Emin ol elimden daha fazlasını yapacağım ve bir an önce buraya geleceğim.’’
Beraber diğerlerinin yanlarına gittiler. Fedai veda konuşmasını yapmaya hazırdı.
‘’Evet beyler, sizlere buraya dönmeniz için farklı şeyler verdim. Biliyorum ki sizlere verdiklerim, sizler için çok anlamlılar. 4 yıl burada yoksunuz artık. Eğer olurda eğitimlerinizi iyi bir şekilde tamamlarsanız daha erken dönme şansınız olabilir. Doğan arkadaşlara yüzüklerini dağıt. Bu yüzükler sizlerin adınız, kimliğiniz, namusunuzdur. Onları koruyun. ‘’
Hepsi yüzükleri aldılar, parmaklarına taktılar.

Göktürk, Osman ve Selçuk araca bindiler. Araç yükseldi ve ufukta kayboldu.

Reklamlar

Kategoriler:Hikayelerim

Tagged as:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s