Genel

PUSU ( Bölüm 2)


…Aradan tam 1 gün geçti ikindi vakti adam kendine gelmeye başladı. Adamın uyanmaya başladığını gören Recep amca hızlıca silahı adama doğrulttu. Adam birkaç dakika içinde kendine geldi acısı vardı ama eskisine göre çok daha iyiydi. Adam
‘’Ne zamandır uyuyorum ben? ‘’ diye soru sordu.
Recep amca ,
‘’Yaklaşık bir gündür.’’ Dedi ve devam etti.
‘’Kimsin sen? Burada ne geziyorsun? ‘’
‘’Adım Ali. Askerim ben. Bu yakınlarda teröristlerin saldırısına uğradım o yüzden bu haldeyim.’’ Bunu duyan Yiğit atladı hemen.
‘’Sana neden inanalım? Belki de sen teröristsin.’’
‘’Bak ben bir görevdeyim ve her geçen dakika aleyhime işliyor. Birini arıyorum. Komutanım gönderdi beni.’’
‘’Kimi arıyorsun? Komutanın kim?’’ dedi Yiğit. ‘’Yiğit diye birini arıyorum. Babasının adı Recep’miş. Bu yakınlarda oturuyor dediler. Köyün adını bile verdiler ama hatırlamıyorum. Komutanımın adını vermesem daha iyi olur.’’
Bunu duyan Yiğit, Recep amca, Fadime teyze dondu kaldı. Bu adam doğru adrese gelmişti. Aradığı kişi tam karşısındaydı.
Recep amca Yiğit’in konuşmasına fırsat vermeden hemen konuştu.
‘’Ne yapacaksın sen bu Yiğit’i?’’
‘’Ben bir şey yapmayacağım amca. Komutanım bekler. O çağırdı.’’
Yiğit bu sefer erken davrandı.
‘’Komutanın kim? Adını söylersen sana Yiğit’in yerini söylerim.’’
‘’Bunu söyleyemem. İsmini sadece Yiğit’e söylemem emredildi. Aslında direk ismini değil, ona ait bir isimle söylemem emredildi. Yiğit anlarmış.’’
Bunu duyan Yiğit artık iyice meraklanıp,
‘’Yiğit tam karşında. Benim. Bu da babam Recep’’
Bunu duyan Ali inanmamış bir tavır sergileyerek,
‘’ Tabi, bende o dediğim komutanım.’’
‘’İster inan ister inanma Yiğit benim. Köyün ismini hatırlamadığını söylemiştin. Köyün adı Dağlıca.’’
‘’Evet doğru köyün adı bu ama daha yeterli değil inanmam için. Şimdi söyle bakalım, askerliğini yaptığın sırada bir baskın yemiştiniz. Bu baskında yanında ki adam sana ne demişti?’’
Yiğit bunu duyunca biraz gerildi o an aklına geldi , gözleri doldu en yakın arkadaşı orda Şehit düşmüştü.
‘’ O yanımda ki adam Mustafa’ydı. Usta birliğinde tanışmıştık. Can gardaş olmuştuk. O gün orada gardaşım Şehit düştü. Şehit düşmeden önce hep garip hikayelerden bahsederdi. Vurulduğunda bana dedi ki, bak gardaşım öyle bir gün gelecek ki birileri sana ulaşacak senden millet için hizmet etmeni isteyecekler onlar bu milletin asil evlatlarıdır. Sakın şüpheye düşme dedi.’’
‘’ Başka bir şey demedi mi? ‘’
‘’Dedi ama orasını demem.’’
‘’Dur ben diyim o zaman. Ama yalnız kalmamız lazım.’’
Bunu duyan Recep amca Yiğit’in gözünün içine baktı. Yiğit tamam der gibi göz kırptı. Recep amca ve Fadime teyze de birlikte dışarı çıktılar.
‘’ Dedi ki, sana gelecekler ve devlet için baş millet için can vermeye hazır mısın, diye soracaklar.’’
‘’Sen bunu nerden biliyorsun ?’’
‘’ Bunu sana demeye geldim.’’
Yiğit şaştı kaldı. Ne yapacağını düşündü.
‘’Evet dersem ne olacak hayır dersem ne olacak? Ve siz kimsiniz? Komutanınız kim?’’
‘’Aslında sen komutanın da ismini biliyor olman gerek Yiğit. İyi düşün sana orda Şehitimiz komutanın isminide vermiş olması gerekiyor. ‘’
‘’Hımm… Evet bir isim demişti ama tam bir isim değildi. Lakap gibi bir şey. Fedai demişti.’’
‘’Evet Fedai gönderdi beni. Evet hayır konusuna gelirsek karar senin. Ama bu kadar şey bilip de bizden olmaman konusundaki kararları ne olur bilemem.’’
‘’Peki siz kimsiniz? Kime çalışıyorsunuz? Belli ki resmi birileri değilsiniz.’’
‘’Bu sorularının cevabının hiç birini veremem. Sadece şunu diyebilirim memlekette ocaklar sönmesin diye bir ömür nöbet tutanlarız.’’
‘’Anladım. Geleceğim sizle ama bundan ailemin bilgisi olması gerekiyor. Onlardan helallik almam gerekiyor.’’
‘’Ben dışarı çıkıyorum, kapının önündeyim. Sende bir an önce helalleş gidelim.’’
‘’Hemen mi gidiyoruz?’’
‘’Evet gitmemiz gerek. Yapmamız gereken çok iş var ve zamanımız çok yok.’’
‘’Anladım. Mustafa bana öyle söyledikten sonra çok fazla düşündüm ne demek istediğini ama tanımadığım biri gelip beni anında götüreceğini hiç tahmin etmemiştim.’’
‘’Emin ol hepimizin tek derdi bu milleti kurtarmak. Mustafa’yı bende çok yakın tanırdım hatta senden daha çok ve daha eski. Yetim büyümüştü Mustafa, büyük emekler harcadı büyük sınavlardan geçti. Ama onda ki inanmışlığı kimsede görmedim. Zaten bu sayede de her türlü sınavı geçti. ‘’
‘’Sen bu halde nasıl yürüyeceksin?’’
‘’Buluruz bir yol merak etme.’’
Ali dışarı çıktı, Yiğit’te babasını ve annesini çağırdı. Recep amca oturur oturmaz,
‘’Gideceksin demi ?’’ dedi. Bunu duyan Yiğit şaşırdı. Herhalde dinlediler diye düşündü.
‘’ Zaten her şeyi duymuşsunuz baba…’’
‘’ Hayır duymadık. Biliyorduk. Bizimkiler bekliyor seni. ‘’
‘’Nasıl yani baba sende mi biliyorsun her şeyi ?’’
‘’Her şeyi diyemem ama elbet bildiklerim var. Ve bu bildiklerimin arasında senin gitmende gerektiği var.’’
‘’Kim baba bunlar? Tanımıyorum ama gitmem gerekmiş gibi hissediyorum.’’
‘’Kim olduklarını onlar sana anlatır. Sen var git, bizim hakkımız helaldir sana. Adamı dışarıda bekletme daha fazla.’’
Yiğit bunu duyunca birkaç saniye anlamsızca ailesine baktı. Ayağa kalktı önce babasının sonra annesinin elini öptü. Bir tane el çantası çıkardı. Bunu gören babası,
‘’ Gerek yok oğlum. Orda her şeyin hazır.’’
Yiğit bunu duyunca iyice bir garip hal oldu.
‘’Anladım baba sağol.’’ Dedi ve çıktı. Kapıda bekleyen Ali’yi daha bir dinç gördü. Sanki yarası yokmuş gibi davranıyordu. Buna da anlam veremedi ama artık soru sormak istemiyordu. Bu sırada akşam ezanı okunuyordu. Köyün arkasından kimseye gözükmeden kuzey doğuya doğru yürümeye başladılar. Yaklaşık 2 saatlik yürümenin ardından Ali durdu. Cebinden kulaklık çıkardı ve konuşmaya başladı.
‘’ Kod 4658875. Hakan bizi alın.’’
Yiğit hala anlamsızca etrafa bakıyor. Ne olup bittiğini anlamaya çalışıyor.
‘’Birazdan burada olurlar. Yorulduysan sen otur.’’
‘’ Yok sağol iyi böyle.’’
10 dakika sonra daha önce görmediği şekildi 2 tane araç yaklaştı. Buz renginde üçgen ve kare benzeri bir dış görünüşü olan bu yapı uzay aracı gibi duruyordu. Yıl 2042 olmasına rağmen böyle bir şeyi aslında daha önce görmemişti. Yaklaşık 40 cm hava da duran araç yere temas etmiyordu. Kapıların açılmasıyla her kapıdan bir kişi her araçtan 2 kişi indi. Takım elbiseli bu 4 kişi sinekkaydı tıraş, siyah gözlükle yabancı dizileri aratmıyorlardı. Ali Yiğit’in koluna hafifçe bir omuz attı.
‘’Hadi gidiyoruz.’’

Reklamlar

Kategoriler:Genel

Tagged as:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s