Genel

PUSU


Zemheri soğuğu gelmişti. 5 yaşındaki bir çocuğun zemine değdiği anda gözükmeyeceği kadar kar yağmıştı. Aralıksız yağan kar durmuş etrafa bıçaktan keskin bir soğuk hakimdi. Etrafta kimse yoktu. Recep emmi tek geçim kaynağı olan ineğine yem ve su vermek için ahıra giden yolu temizlemeye çalışıyordu. Baba yadigarı yamalı kabanını giymiş, kafasını iyice sarmıştı. Yalnızca gözünün bir kısmı gözüküyordu. Ayağına giydiği çizmesinin içine kar girmesin diye çizmenin içinde ki boşluklarına eski ne bulduysa doldurmuştu. Yaklaşık yarım saat uğraştıktan sonra ahıra ulaşabildi. Hemen sağında ki düğmeye basıp ışığı açtı. İçeri girdiğinde içerinin sıcaklığını göz kirpiklerden oluşan buzun eriyip yüzüne düştüğünde anladı. Kafasındaki atkıyı, karısının eşarbını, şapkasını çıkardı. Hayvan o kadar acıkmıştı ki Recep emmi içeri girer girmez yönünü ona çevirip gözlerinin içine bakıyordu. Recep emmi tam köşeden saman alacaktı ki yerde sırt üstü yatmış yanında tüfek olan bir adam gördü. Önce şaşırıp korktu, iki adım geri gitti. Sonra yavaşça yanına varıp tüfeği tuttu. Tam çekiyordu ki yerde yatan adam uyandığı anda Recep emminin suratına yumruğu geçirdi. Recep emmi acıyla yere yıkıldı. Bu yumruk çok sertti, normalin üzerinde şiddette bir yumruk yemişti. Adam yumruğu geçirdiği anda acıyla haykırdı. Aradan saniyeler geçti adam sağ eliyle karnının sağ tarafına bastırıp, sol eliyle tüfeği eline aldı ve ayağa kalkıp Recep emminin kafasına doğrulttu. Recep emmi hafif kafasını kaldırmak isteyince adamı gördü.
-Kimsin? Ne istiyorsun benden?
Diye ürkek bir sesle adama baktı. Adamın acı çektiği yüzünü buruşturup karnına bakmasından belliydi.
-Benim kim olduğumun önemi yok sen kimsin?
Adam bunu söylediği anda yere yığılıp kaldı. Recep emmi kafasını kaldırıp şaşkınlıkla adama baktı. Adamın öylece yerde yattığını görür görmez ayağa fırladı. Bu sefer daha temkinli bir şekilde yerde yatan adamın elinden silahını aldı. Adamı ayağıyla bir iki dürttü. Adamın elbisesinden kan olduğunu görünce sağına soluna bakmaya başladı. Karnından kan geldiğini görünce bir an durup ne yapacağını düşündü. Adamı eve götürmeye kalktı. Ne de olsa tüfek artık kendindeydi. Baktı ki kaldıracak kadar hafif değil evden oğlunu çağırmak için ahırın önüne geçip bağırmaya başladı.
‘’Yiğittt..Yiğitt. Oğlum hele buraya bak bir’’
Saniyeler sonra Recep emminin oğlu Yiğit kapıda gözüktü. Koşarak aldığı kabanının bir kolunu yeni giyiyordu. Babasına yaklaştığında elinde tüfekle babasını gören Yiğit şaşkınlıkla,
‘’Geldim baba, hayırdır inşallah. Bu tüfek kimin? Bizim ki evde değil mi?  ‘’
Yiğit’ in bu sorusuna Recep emmi sırtını dönüp ahıra girerken cevap verdi.
‘’Oğlum çok soru sormada şurada yaralı adam var şunu bir eve taşıyalım.’’
Yiğit yaralı adam lafını duyunca iyice şaşkınlık içinde sessiz bir şekilde içeri girdi. Yerde yatan adamın kollarından tutup oturur duruma getirdi. Babasının da yardımıyla sırtına aldığı adamı hızla eve götürdü. Evde sedirin üstüne yatırdığı adama baktı her tarafı kan içindeydi. Mutfakta sütün kaynamasını bekleyen Fadime teyze de kapıdan Yiğit’in sırtında bir adamla girdiğini görünce hemen koşarak yanına gitti. Kocasının da elinde tüfekle girdiğini görünce eli ayağı buz kesti. Fadime teyze,
‘’Oğlum bu kim? Recep efendi sende tüfek ne geziyor? Yoksa adamı sen mi vurdun? Vay başımıza gelenler…’’ diye hemen feryat figan bağırmaya başlayınca Recep emmi araya girdi.
‘’Yav hanım az sus hele. Adamı ben vurmadım, adam yerde yatıyordu. Yaralı. Bağırmayı bırak, ılık su temiz bez, tentürdiyot falan getir yarasına bakalım.’’
Fadime teyzenin bunu duyunca içine bir ferahlık geldi. Hemen koşarak ibriğe sobanın üstünden sıcak sudan üçte bir seviyesine kadar koydu sonra soğuk su koydu. Ilık mı diye eliyle kontrol etti. İçeri temiz bez için koştu. Bu sürede Recep amca ve Yiğit yavaşça adamın önünü açtılar. Üzerinde ki elbiseyi çıkarmak sıkıntı olacağı düşünen Yiğit koşup makas getirdi. Recep emmi,
‘’İyi akıl ettin oğlum’’ dedi. Yiğit yaranın etrafını iyice açmak için kazağı alttan yukarı doğru kesmeye başladı. Bu sırada Fadime teyze geldi. Bir elinde oyasız beyaz eşarbı, birkaç tane de temiz bez diğerinde ise tentürdiyotla geldi. Recep emmi temiz bezden biraz kesip ılık suyla ıslattı. Yaranın etrafını temizledi. Biraz daha temiz bez kesip bu sefer tentürdiyotla yaranın içine doğru biraz daha temizledi. Adamın sırtına elini uzattı, elini biraz gezdirdi.
‘’Neyse ki kurşun çıkmış içerden. Ama sırtında da yara var bu adamın. Çok kan kaybediyor.’’
Yiğit askerden yeni gelmişti ve dağda her türlü şeye ihtiyaç duymuş, hayatta kalmak için her türlü mücadeleyi vermişti. Bu yüzden bu durumlar onun için aslında normaldi.
‘’Anne senin şu iğne ve ipliklerden getirsene dikeceğiz mecbur. Yoksa adam ölecek.’’
Fadime teyze şaşkınlıkla baktı sonra iğne iplik bulmak için hızlıca odadan çıktı. Recep emmi sürekli kanı temizliyordu. Yiğit kabanın iç cebinden çakısını ve çakmağını çıkardı. Çakmakla çakının ucunu yakmaya başladı. Tam yaranın üzerine basacakken,
‘’Baba sıkı tut adam hareket etmesin’’ dedi. Recep emmi de adamın omuzlarına elini bastırıp kafa salladı. Yiğit bıçağın ısıttığı ucunun geniş tarafıyla yaranın ağzına bastı. Bıçağın sıcaklığı bayılmış adamın yüzünden hissediliyordu. Fadime teyze içeri iğne ve iplikle girdiğinde Yiğit bıçağı çekti. Tekrar çakıyla yakmaya başladı. İyice ısıttıktan sonra yaranın diğer tarafına bastı. İçeriye yanık et kokusu hakim olmaya başladı. Fadime teyze daha fazla kendini tutamayıp elini ağzına bastırıp hızlıca dışarı çıktı. Yiğit elinde ki bıçağı kenara bırakıp annesinin temiz eşarbının bir kenarına iyice tentürdiyot emdirip yaranın etrafını, kenarını iyice temizledi. Daha sonra biraz ip alıp onu da tentürdiyoda iyice buladı. Sonra orta büyüklükte bir iğne alıp makasın ağzıyla tuttu. Çakmağı yakıp iğneyi iyice yaktı. İğne soğuduktan sonra ipi iğneden geçirdi. Çok iyi olmasa da normal bir şekilde yarayı dikti. Karın bölgesini bitirmişti. Temiz beze tentürdiyot döküp yarayı iyice tekrar temizledi. Eşarptan biraz kesip katladı, yaranın üzerine koydu. Üzerine birkaç parçada diğer bezlerden koydu. ‘’Baba yavaşça yan çevirelim. Sırtına da aynısını yapacağım. Sana zahmet karın üzerine yatmasın, şu yara üzerindeki bezleri de bir elinle tut da düşmesin. ‘’
‘’Tamam evladım, sen elini çabuk tut ben hallederim.’’
Yine aynı işlemleri yapan Yiğit en son oraya da temiz bezler koyduktan sonra kalan eşarbı adamın karnının etrafından dolandırmaya başladı. Daha sonra diğer bezlerden de dolandırıp yavaşça adamı kenarı yatırdılar. Ev batmıştı. Sedirin üzeri kan, tentürdiyot olmuştu. İçeri yanık et kokmuştu. Yiğit ayağı kalktı pencereyi açtı, koku gitsin diye. Recep emmi,
‘’Oğlum ben hayvanı yemleyemedim, ben gideyim de garibana yem vereyim sen burada dur. Camı da çok açık bırakma ev buz gibi oldu zaten. ‘’
‘’Tamam baba ben buradayım adamın başında. Camı da kapatırım birazdan merak etme. ‘’
Recep emmi kalktı gitti, Yiğit’te yorgun bir şekilde geçti camın kenarına oturdu. Fadime teyzede içeri girdi baktı adama,
‘’Yazık. Kim bilir hikayesi ne…’’


Reklamlar

Kategoriler:Genel

Tagged as:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s