Fikir

Müslüman’ın Hicreti

Allah ruhlarımızı yarattığında hepsine,
‘‘ Ben sizin Rabb’iniz değil miyim ? ‘‘ diye sorduğunda tüm ruhlar
‘‘ Evet sen bizim Rabb’mizsin’’ dediler. Ve tüm ruhlar Allah’a kul olduklarını bilip kendileri için hazırlanan bedenlerine kavuştular. Kimisi hastanede açtı ilk gözünü, kimisi evde, kimisi hapishanede… Herkesin hikayesinin farklı olacağı doğuşundan belliydi aslında. Alın yazısı dünyaya gelmeden işlenmişti temiz alnına. Dili, dini, ırkı, cinsiyeti, hangi soydan geleceği hepsi Allah tarafından belirlenmiş bir kaderdi. Çok şükür ki bizleri hem Müslüman hem Türk olarak yaratmış.
Her insan gibi bizler de doğduk, büyüdük ve bu dünyada ki son durağımıza doğru hızla koşuyoruz. Hatalarımız, yanlışlarımız, eksiklerimiz oluyor. Ama unutmamalıyız ki bizlerin bu dünyaya gelmesinin bir amacı var.
İnancımıza göre ilk peygamberimiz Hz. Adem’den son peygamberimiz Hz. Muhammed ‘e (s.a.v.) kadar 124.000 peygamber gelmiştir. Hepsinin dünyaya gönderilme amacı insanlara doğruyu göstermek, iyiliği yaymak, Allah’a iman etmeyi öğretmekti. Hepsi belli başlı zorluklar gördüler. Kimisi ateşe atıldı, kimisi çarmağa gerilip öldürülmeye çalışıldı,  son peygamberimiz ise her türlü suçlanma ve kötülük sonucu çok sevdiği Mekke’den Medine’ye Hicret etmek zorunda kaldı.
Hicret… kaçışın adı mı ? yoksa kurtuluşa giden yol mu ?
Gayri Müslim birine sorsanız mutlaka kaçış olarak kendince adlandıracaktır. Ama Hicret Allah’a yaklaşmanın, ona kulluk borcunu ödemenin yani kurtuluşa giden bir yoldur. Peygamberimize hiç şüphesiz ki hicreti yapmasına emreden Yüce Allah’tı. Medine’de İslamiyet’in yayılması için çıkılması gereken bir yoldu.
Madem ki hicret kurtuluşa giden bir yoldu peki biz hicreti nereye yapacağız?
 Bizim hicret yolumuz Takva’dır. Takva, Allah’a karşı kulluk görevimizi en iyi şekilde yapmaktır. Yani Allah’a olan yakınlığımızdır.
Bizler bugün kalbimizi, ruhumuzu, fikrimizi, hayallerimizi zem zem suyuyla abdest aldırıp hicrete başlamalıyız. Madem ki Allah bize Müslüman Türk olma şerefini vermiş o zaman bizde ona karşı kulluk görevimizi en iyi şekilde yapmak zorundayız. 1400 yıllık İslamiyet tarihini 1400 yıl daha yaşatabilmesi için çaba harcamalıyız. Bugün Türk bayrağını yere düşürmek isteyen her türlü düşmana karşı savaş veriyorsak, ezanın susmaması için de aynı savaşı vermeliyiz. 

Unutulmasın ki ezanın vakti gelince okunması bağımsızlığın timsalidir.

 

Reklamlar

Kategoriler:Fikir

Tagged as: , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s